Bugün biliyoruz ki akciğer ultrasonografisi; birçok klinik senaryoda akciğer grafisi ile eşdeğer, bazı durumlarda ise daha yüksek tanısal doğruluğa sahiptir. Ancak bu güçlü aracın, kapsamlı radyolojik incelemelerin yerini alan bir yöntem değil; belirli klinik sorulara yanıt veren, hedefe yönelik bir değerlendirme aracı olduğu da unutulmamalıdır. Doğru endikasyon, uygun eğitim ve kalite güvencesi olmaksızın yapılan uygulamaların faydadan çok zarar getirebileceği açıktır.
Bu kitap, akciğer ultrasonografisini yalnızca bir “teknik” olarak değil; klinik düşünme sürecinin bir parçası olarak ele almayı amaçlamaktadır. Temel prensiplerden başlayarak, sık karşılaşılan patolojilere, klinik ipuçlarına, olası tuzaklara ve pratik yaklaşımlara kadar uzanan bir çerçeve sunmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda ülkemizde giderek artan ilgiye karşılık, daha yapılandırılmış, standart ve güvenli bir kullanımın nasıl mümkün olabileceğine dair bir zemin oluşturmayı amaçlar.